|
Depresyon ve panik atak Uykusuzluk, sık uyanma, korkulu rüyalar, nedensiz ağlamalar, halsizlik... Kadınların birçok psikolojik ve biyolojik değişimden geçtikleri hamilelik ve doğum sonrası dönemlerinde de depresyon görülebilir
FERHAN KAYA POROY Depresyon, anneliğe hazırlanan ya da yeni anne olmuş kadınların lohusalık dönemini zehir edebilir. DEPAM (Depresyon ve Panik Bozukluk Merkezi) Yöneticisi Psikiyatr Doktor Nihat Kaya, bu dönemlerde yaşanan depresyonu anlattı. Hamilelikte yaşanan korkular neler? Kadın yaşamında hamileliğin, doğumun ve anne olmanın çok farklı bir yeri vardır. Kadının üretim organlarının hamileliğe göre ayarlanması, kadına hem ayrıcalık hem de stresli, zor bir görev yüklemiştir. Evliliklerde önemli bir etken yoksa, çiftler en kısa zamanda çocuk sahibi olmak, 'anne-baba' rolünü üstlenmek isterler. Fakat çoğu anne-baba adayı, yeterince cinselliği yaşayamadan, rollerinin teorisini öğrenmeden gebelikle tanışır. Kadınların bazısı hamilelik hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadan ve hamileliği nasıl geçireceklerini, nasıl doğuracaklarını, çocuğa nasıl bakacaklarını bilmeden kendilerini olayın içinde bulurlar... Anneden, komşudan, kulaktan dolma bilgilerle 'yeni hayat'a adapte olmaya çalışırlar. Özellikle doğumla ilgili abartılı anılar, öyküler, bellekte yer edebilir. Hamilelikte biyolojik, psikolojik, sosyal statüde birtakım değişiklikler olur. Hormonal sistem bebeğin gelişeceği, olgunlaşacağı duruma göre şekillenir. Anne rahmi (uterus) ona göre dokusunu, kanlanmasını organize eder, vücudun genel metabolizmasında değişiklikler olur. Biyolojik değişiklikler kadının kişilik yapısına göre psikolojisini de etkileyebilir. Zaten psikolojik ve sosyal yapı da değişmektedir. Hamilelere genelde daha fazla değer verilmekte, işlerine yardımcı olunmakta ve gönlü hoş tutulmaya çalışılmaktadır. Fakat istenmeyen gebeliklerde, doğacak çocuğun miras kavgasını körükleyeceği durumlarda veya ekonomik problemlerde farklı olabilir. Hamilelikte ve sonrasında ortaya çıkan psikiyatrik bozukluklar neler? Hamilelikte fiziksel ve ruhsal rahatsızlıklar da görülebilir. Kişilik bozukluğu olan hanımlarda abartılı davranışlar, çatışmalar, bayılmalar bazen ciddi depresyonlar ortaya çıkabilir. Genetik yatkınlığı olanlarda depresyon, panik bozukluk, şizofreni benzeri psikotik (gerçeği değerlendirme yetisinin bozulduğu hezeyan ve halüsinasyonlar, ciddi davranış bozukluklarıyla seyreden tablo) durumlar olabilir. Bazen de düşünce, duygu ve davranışların hızlandığı, uçuştuğu 'manik eksitasyon' ortaya çıkabilir. Bu hastalar hamilelikte ciddi risk altındadırlar. Ayrıca adet öncesi dönemlerde sıkıntı, gerginlik, sinirlilik, uykusuzluk, baş ağrısı, tahammülsüzlük gibi şikâyetleri olan gebeler hem hamilelikte hem de doğum sonrası depresyon geçirebilir. Hamilelik sonrası depresyonda ne gibi sıkıntılar görülür? Depresyonda olan insanda uyku bozukluğu ön planda olabilir. Uykuya dalamama, sık sık uyanma, sabah erken uyanma, kâbuslu, korkulu rüyalar görme dikkati çeker. Diğer yandan iyi beslenememe, ağır iş yükü, aile içinde gerginlik, kavga, yoksulluk, alkol-uyuşturucu kullanımı da hamileliği kötü etkileyen, ruh sağlını tehdit eden öğelerdir. Annenin kişiliği obsesif (evhamlı, takıntılı) kaygılı, sıkıntılı, karamsar bir yapıdaysa hamileliğinde çocuğuna yönelik olumsuz düşünceler gelişebilir. "Acaba çocuğum sağlam olacak mı? Sakat doğar mı? Doğarsa ne yaparım? Doğumda ölür müyüm?" gibi kaygı dolu düşünceler anne adayını rahatsız eder, bazen rüyalarına girer. Korku ve panikle uyanabilirler. Rüyasında çocuğunu 'sakat' görebilir. Tecavüz sonrası hamilelik, istenmeyen, beklenmeyen hamileliklerde, eşe ve eşinin ailesine yönelik öfke, kızgınlık, nefret hallerinde de, eşinin ve ailesinin bir uzantısı olan bebeğe, negatif duygular, saldırgan dürtüler yansıtabilir. Kadın ya bunu açıkça düşünür ve bu duygularla çocuğun da içinde olduğu kâbuslu rüyalar görür ya da katı süper egosunun cezalandırmasından korktuğu için, çocuk yerine bazı simgelerle öfke ve agresyonu başlatır. Genel olarak fiziksel ve ruhsal hastalıklarda uyku ve rüya düzeni bozulur. Şahsın kişiliği, yaşadıkları, hayal kırıklıkları, beklentileri, özlemleri ne ise bunlar rüyasına ya direkt ya da sembollerle yansır. Hamilelikte problem yaşamayan bazı hanımlar, eğer riskli özelliklere sahipseler, doğum sonrası da onlar için birçok 'sorunlara' gebedir. Bu nedenle hassas, önceden problemli olanlar, kadın doğum uzmanının yanı sıra, psikiyatr tarafından da izlenmeli.
'Bebek hüznü' tedavi edilebilir Doğum sonrası depresyon nasıl anlaşılır? Doğumdan sonra annelerde görülen depresif tabloya 'puerperal depresyon' denmektedir. Bazı anneler doğumdan sonra gelip geçici ağlama nöbetleri, güçsüzlük, halsizlik, sıkıntı, üzüntü, bebeğe karşı ilgisizlikle karakterize edilen 'bebek hüznü' denen bir durum yaşar. Destekleyici tedavilerle olumlu yanıt verir. Doğum sonrası bir ile üç ay içinde gelişen karamsarlık, üzüntü, yetersizlik, hiçbir şeyden zevk alamama, çocuğa, ev işlerine bakmamak gibi durumlar tam bir depresyon geçiriyor denmektedir. Ciddi tedavi gerekmektedir. Hastaların çoğu tedaviyle düzelir. Bazılarında depresyonun belirtileri uzun süre kalabilir. Tedavi edilebilir mi? Depresyon belirtileri iki haftadan fazla sürüyorsa mutlaka bir psikiyatra gidip tedavi olmak gerekir. Günümüzde depresyon giderici çok güçlü ilaçlar geliştirilmiştir. Psikiyatrların tedavide birçok seçenekleri vardır. İki-üç aylık bir tedaviyle ciddi düzelmeler sağlanabilmektedir. Tedavinin süresi hastalığın ciddiyeti, süresi tekrar edip etmediğine göre ayarlanır. -Psikoterapi ile birleştirilen ve sosyal düzenlemelerle desteklenen tedaviler daha iyi sonuçlar vermektedir.
|