Radikal Gazetesi | 27.07.2006 Print E-mail

Bu hastalık çok ‘moda’

 Biri çarpıntıdan mı şikayetçi, fenalık hissi mi var, hemen teşhisi koyuyoruz, panik ataktır, geçer... Peki gerçekten panik atak mı, nasıl anlaşılır, kolayca geçer mi?Bir yaz günüydü. Genç kadın öğlen yemeğinden sonra ofisteki masasının başına dönmüş, bilgisayar başında çalışıyordu. Birden kalbi güm güm çarpmaya başladı. Ayağa fırladı, ‘Bana bir şeyler oluyor’ dedi. Boynunda sıkıca duran kolyeyi çıkarıp fırlattı. Arkadaşları şaşkındı. Hemen işyeri doktoru çağırıldı. Doktor tansiyonunu ölçtüğünde biraz yükseldiği anlaşılmıştı. Ancak doktor ‘Merak etmeyin, önemli bir şey yok’ diyerek sakinleşmesi için revire götürdü. Kadının eli devamlı kalbinin üzerindeydi, ‘Bakın yine başladı, ne olur beni hastaneye götürün’ diye yalvarıyordu. Ona yakması için bir sigara uzatan doktor ‘Sadece panik atak geçiriyorsunuz, kalbinizde bir sorun olsa size zigara verir miyim?’ dedi. O akşam eve döndüğünde eşiyle birlikte bir hastanenin acil servisine gittiler. Elektrosu çekildi, bir şey yoktu. Nöbetçi doktor sakinleştirici ‘passiflora’ verip eve yolladı.O günlerde gazeteci eşi bir ‘savaş’ bölgesinde gitmek zorundaydı. Kadın annesinin evine gitti. Bir gece hiç uyumadan sabaha kadar ‘titredi’. Ertesi sabah taksiye binip başka bir hastanenin yolunu tutarken başını koltuktan kaldıramıyordu. Tansiyonu fırlamış olmalıydı. Şoföre, ‘Bana bir şey olabilir, hemen acil servise götürürsünüz’ diye tembihledi. Şoför anlayışlıydı; ‘Abla sinirseldir. Ben de çok çektim, ne hocalar gezdim.’Neyse, hastaneye kadar bir şey olmadı. Onu muayene eden kardiyolog, kadının içi rahatlasın diye ‘eko’ da çekti. Kalbi sağlamdı. O da bir kutu ‘xanax’ yazdı. Bu arada gece ‘nöbetler’le boğuşup ertesi gün işine aksatmadan devam etse de kadının şikayetleri bitmiyordu. Ani gelen çarpıntı, göğüste ağrı, titreme nöbetleri, omuzlarında kasılma, ölecekmiş gibi hissetme... Bazen de etrafa sanki bulutların üzerindeymiş ya da bir sis perdesinin arkasındaymış gibi bakıyordu. O an o ayrı, bütün dünya ayrı gibiydi. Aynaya bakarken kendi kendine ‘Acaba kontrolümü kaybeder miyim?’ diye soruyordu. Bu kez Türk Kalp Vakfı’nın yolunu tuttu. Babacan doktor hem muayene etti hem de efor testi istedi. Ertesi sabah çekilen eforda da bir şey çıkmadı. Doktor “Sinirsel, geçer. Sinema gibi kapalı yerlere gitme, sahilde yürü” dedi. Aradan yıllar geçti. Kadın kalpten ölmedi. Arada başka doktorları ziyaret etti, değişik ilaçlar kullandı, bıraktı. Panik atağı bazen ‘Allahım geçti galiba’ diye sevindirirken, zaman zaman değişik şekillerde yoklamayı ihmal etmiyor. Sevilen dizi Avrupa Yakası’ndaki ‘idare müdürü Burhan Abi’nin de moda bir hastalığı olduğu için gururla söylediği ‘panik atak’ günümüzde herkesin dilinde. Bu sıkıntıları her 100 insandan 20’si yaşayabiliyor. Depresyon ve Panik Bozukluk Merkezi’nden Uz. Dr. Nihat KAYA’nın verdiği bilgiye göre panik bozukluğu; !herhangi bir neden olmadan ortaya çıkan, özellikle kalbin hızlı çarpması, nefes alamama, boğazda tıkanıklık hissi, kontrolü yitirme ve ölüm korkuları’nın eşlik ettiği panik nöbetleriyle karakterize bir hastalık. Panik nöbetinde şu belirtiler görülebiliyor.
  • Taşıkardi,
  • Göğüs ağrısı, bazen sol kolda ağrı,
  • Titreme, terleme, sıcak-soğuk basması,
  • Baş dönmesi, baygınlık hissi,
  • Bedende uyuşma, karıncalanma,
  • Olayları, nesneleri bir sis perdesinin ardından görme,
  • Kontrolünü kaybetme ya da çıldırmaktan korkma,
  • Bulantı, karın ağrısı, midede şişkinlik,
  • Ölüm korkusu,
  • Kendine ve çevreye yabancılaşma hissi.
Amerikan Psikiyatri Birliği, panik nöbetini yukarıdaki belirtilenlerden en az dördünün eşlik ettiği, herhangi bir dış uyarana bağlı olmaksızın ortaya çıkan bunaltı ve korku dalgası olarak tarif ediyor.Panik bozukluğu hastalığın genel nüfus içerisinde yaygınlığı yüzde 5-8 olarak tahmin ediliyor. Buna ek olarak panik bozukluk tanı kriterlerini karşılamadan, erişkinlerin değişik nedenlere bağlı olarak yüzde 20-25’inin panik böbetleri geçirdikleri de saptanmış. Kadınlarda erkeklere göre iki kat daha fazla görülüyor. Bunun nedeni konusunda değişik görüşler var. Panik nöbeti geçiren erkeklerin daha az yardım arayışı içine girdiği ve belirtileri baskılamak için alkole başvurdukları öne sürülüyor.Diğer bir görüşe göre; genel olarak depresyonların kadınlarda daha çok görülmesinin kadının hem ruhsal hem de biyolojik açıdan daha fazla strese maruz kalması ile ilgili...Özellikle büyük şehirlerde hırsızlılk, kapkaç, trafik, hava kirliliği, insan ilişkilerindeki yapaylık ve bencillikler, hormonlu gıdalar, teknolojik kirlenme, yüksek binalar, asansörler, köprü ve viyadükler, metro gibi taşıma araçları, iş yaşamındaki rekabet insanın kaygı düzeyini arttırıyor. Kırsal kesimde panik atak daha az görülüyor. Kişilik olarak evhamlı, endişeli, mükemmeliyetçi, hırslı, duygusal insanlar kendin stresinden daha çok etkileniyor. Özellikle sanat,medya, tekstil dünyası panik atağı daha çok yaşıyor.Sanatçılar da mustarip!Panik atak yaşadıklarını açıklayan ünlüler arasında Zerrin Özer, İzel, Sezen Aksu, Deniz Seki, İpek Tuzcuoğlu ve Nihat Odabaşı gibi isimler var. Bu hastalığın nedeni tam olarak bilinmiyor. Bazı bilim adamları psikolojik etkilenmeler, örselenmelerden bahsederken, bazı araştırmacılara göre ise olayın biyolojik temeli var. Aynı aile bireylerinde daha fazla panik bozukluğun görülme olasılığı dört-yedi kat daha fazla. Beyinde elektronik olarak oluşturulan görüntü sonuçları panik bozukluklu hastaların beyinlerinin belirli bölgelerinde kimyasal anormallikler olduğunu göstermiş. Psikolojik bir görüşe göre ebeveynlerden birinin ölmesi, ayrılıklar ve çocuğun yalnız kalması ve aşırı bağımlı yetişmesi de panik atağa zemin hazırlıyor.Depresyonların yanısıra, panik de eşlik ediyor. Bazen panik tedavi edildikten sonra alttaki depresyon ortaya çıkıyor. Sosyal fobiklerde, genel kaygı bozukluğunda, takıntı hastalığında, hastalık hastalığında da panik atak görülebiliyor.Guatr, şeker, kansızlık...Hastalığın biyolojik nedenleri arasında guatr, kansızlık, vitamin eksiklikleri, şeker hastalığı, kalp, beyin ve bazı enfeksiyon hastalıkları sayılabilir. Tedavi amaçlı kullanılan bazı antibiyotikler, kortizon ve romatizma ilaçları, diş çekimi veya ameliyatlarda uygulanan anestezik maddeler de duyarlı insanlarda paniği tetikliyor. Panik atak en çok şu kişilerde görülüyor:
  • Birinci derece akrabalarında panik ya da başka anksiyete bozukluğu olanlarda,
  • Sıkıntılı, telaşlı, aceleci, mükemmeliyetçi olanlarda,
  • Düşünce ve duygularını yeterince dışarıya yansıtamayan ‘içsel’ insanlarda,
  • Alkol ya da başka bağımlılık yapabilen maddelere yatkın ve bağımlı olanlarda,
  • Geçmişinde panik atak, diğer anksiyete bozukluklarından bir rahatsızlık ya da depresyon geçirenlerde,
  • Sürekli baskı altında olan, kendini baskılayanlarda,
  • Sosyal fobik, kaçıngan kişiliklerde,
  • Sürekli iyilik meleği gibi davranan, hayır diyemeyenlerde,
  • Öfkesini dışarıya yansıtamayanlarda,
  • Dürtülerini sürekli bastıranlarda,
  • Cinselliği baskılama, cinsel tatminsizlik ve yoğun bilinç dışı aldatma dürtüleri ve gizli homoseksüel eğilimleri olanlarda,
  • Aşırı hırsl, başarısızlıklarda sürekli kendini suçlayanlarda...
Panik bozukluk en çok 30’lu yaşlarda ortaya çıkar. Az sayıda çocuklukta başlar. 45 yaşında başlaması olağan değildir.Gidişatı kişiden kişiye değiştiği gibi aynı kişide bile belirtiler değişebilir. Uzun süreli izleme çalışmalarında yüzde 40’ının belirtilerden arındığı, yaklaşık yüzde 50’sinin belirtilerinin çok hafiflediği ve yaşamlarını engellemediği saptanmış.En sık sorulan sorular:- Panik atak kalp krizine yol açar mı? HAYIR- Panik felce yol açar mı? HAYIR- Panik anında ölür müyüm? HAYIR- Panik anında kontrolümü yitirir, kendime ve çevreme zarar verir miyim? HAYIR- Panik atak bayılmaya sebep olur mu? HAYIR- Deliliğe yol açar mı? HAYIR- Uçakta panik atak gelirse ölür müyüm? HAYIR- Tedavisi var mıdır? EVET- Spor panik atağı arttırır mı? HAYIR, AKSİNE FAYDASI VARDIR- Seks yapabilir miyim? EVET- Panik geldiğinde acile gideyim mi? HAYIR, DAHA ÖNCEKİ NÖBETLER GİBİ BU DA GEÇECEK- Panik atak depresyonla beraber olur mu? EVET- Panik anında boğazım düğümleniyor, tıkanıyorum. Nefessiz kalıp ölebilir miyim? HAYIR- Panikten dolayı işimi bırakayım mı? HAYIR, KESİNLİKLE BIRAKMAYIN VEYA DEĞİŞTİRMEYİN- Bana büyü yapılmış veya cin çarpmış olabilir mi? Paniğin bunlarla hiçbir ilişkisi yoktur, kesinlikle hocalara, büyücülere, medyumlara, biyoenerjiyle uğraşanlara GİTMEYİN!Tedavide neler hedefleniyor?Panik atak tedaviyle kontrol altına alınabiliyor. Tedavide öncelikle şunlar hedefleniyor:1- Panik atakları ortadan kaldırmak,2- Sürekli atak yaşayacağım diye bunaltı, kaygı, yaşamayı önlemek,3- Panik atak korkusuyla yapılamayan davranışların yapılır hale gelmesi,4- Panikle birlikte görülebilen diğer bedensel ve psikolojik sorunları gidermek,5- Zamanla paniği önemsemeyecek ve unutacak seviyeye gelmek,6- Panikten dolayı bozulan aile, iş-sosyal yaşamın eskisi gibi normalleşmesi,7- Hiçbir panik belirtisi ve davranışı olmadığı halde tedaviyi bir süre daha devam ettirmek.İlaç ve terapiTedavide kullanılan ana ilaçlar antidepresanlar. Yardımcı olarak sakinleştiriciler ve bedensel belirtileri önleyen ilaçlar da kullanılıyor. Eski kuşak ilaçların bir kısmı başlangıçta belirtileri arttırılabilir; ağız kuruluğu, sıcaklık hissi, terleme, kilo artışı, kabızlık, cinsel problemler yapabilir. Yeni kuşak ilaçlarda da bulantı, titreme, cinsel problemler, kilo artışı gibi yan etkiler olabilir. Bunlar kalıcı değil. İlaç tedavisinin en az bir buçuk yıl sürmesi gerekir. Bu süre bazılarında daha da uzayabilir. Ancak kesinlikle hekim önerisi dışında ilaç almamak gerekir.İlaç tedavisinin dışında ‘bilişsel, davranışlar, terapi’de panik bozukluğun tedavisinde çok faydalı. Burada kişinin bedensel belirtileri algılama ve onlara ‘kötü anlamlar yükleme’ olayı anlatılıyor. Düşünce, beden ve belirtilerin ilişkisi; belirtilerin düşünceyi nasıl etkilediği konuşuluyor. Yani önce hastalığın nasıl oluştuğu, belirtilerin anlamı ve nelere yol açamayacağı vurgulanıyor. Daha sonra kaçınma davranışlarının nasıl yok edileceğine geçiliyor. Bunları mutlaka bir terapistle birlikte yürütmek gerekiyor. Terapiye istekli olduktan sonra bir ay ile üç ay arasında epey yol alınıyor. Tedavide ilk kural: Düşmanını iyi tanı!1- Hastalık hakkında doktorunuzdan ve yayınlardan çok iyi bilgi alın. Temel kural: Düşmanını tanı, sana ne yapıp yapmayacağını bil!2- Dahili, fiziksel muayeneler ve tahlillerde hiçbir şey yoksa bir daha tahlil yaptırmayın ve muayeneye gitmeyin.3- Her hastanın tedavi süresi onun kişiliğinde durumuna bağlı olduğundan tedavi süresini bilin ve bu süreyi en verimli şekilde kullanın.4- Yakınlarınızı da doktorunuzla görüştürün. Hastalığın sizin elinizde ve iradenizde olmadığını öğrensinler ve size yüklenmesinler.5- Umudunuzu ve kendinize olan güveninizi hiçbir zaman yitirmeyin. ‘Başaracağım, bu hastalığı yeneceğim ve yaşama sımıkı sarılacağım. Kendime inanıyorum ve güveniyorum’ telkinini sık sık yenileyin. 6- Mümkünse her gün yarım saat yürüyün.7- Her gün duş alın.8- Yüzme imkanınız varsa yüzün.9- Yılda iki kez tatil yapın.10- Çözemediğiniz, sizinle direkt ilgisi olmayan sorunlara üzülmeyin. Onları ‘kulak arkası’ edin.11- Kahve, koyu çay ve kolalı içeceklerden uzak durun.12- Midenizi tıka basa doldurmayın, uzun süre aç kalmayın.13- Sizin gibi panik yaşayan insanlarla bir araya gelin. Sosyal kültürel faaliyetlerde bulunun.14- Panik krizini hissettiğiniz an dikkatinizi başka yere vermeye çalışın.15- Nefes egzersizleri yapın. (Derin nefes alıp içinizde tutun, 10’a kadar sayın ve ağzınızdan üfler gibi yavaş yavaş verin).16- Her gün gevşeme egzersizleri yapın. Bütün vücut kaslarınızı kasıp sonra gevşetin.17- Seks yaşamınızı canlandırmaya çalışın, yeni fanteziler üretin.  

 

 
 
depam.com
 
depam-rehacom
Sonbahar ve Kış Depresyonları ve Panikatakları Doğal Yöntemlerle Tedavi

Uzm. Psk. İzzet Kan Makaleleri

Dr. Nihat Kaya Makaleleri