Ziyaretçilerimiz


Warning: Creating default object from empty value in /home/panik/public_html/v3/modules/mod_stats/helper.php on line 106
Content View Hits : 6386099
Takıntılarımız, Saplantılarımız, Zorlantı ve Korkularımız Print E-mail

(Obsesif-kompulsif bozukluk)

Evden çıktınız, daha merdivenlerden inmeden "acaba ocağı kapattı mı? Ütünün fişini prizden çektim mi?" diye içinize bir kurt düştü. Dönüp tekrar tekrar kontrol ettiniz mi?

Yolda yürürken birilerine dokundunuz.

"Acaba bana hastalık bulaştı mı? Kuduz mu oldum, AIDS mi oldum"diye düşünüp doktorlara, tahlil yaptırmaya koştunuz ve bunu hep yinelediniz mi?

"Bir erkeğe veya kadına dokundum, cünüp oldum" diye sık sık boy abdesti mi alıyorsunuz?"

"Abdestim olmadı, tırnağım kuru kaldı. Saç dibi tam ıslanmadı. Acaba bir yer kuru kaldı mı?" diye banyoda uzun süre mi kalıyorsunuz?

Dua okurken, namaz kılarken vesveseye mi kapılıyorsunuz? Aklınıza Allah'a, peygambere, kutsal değerlere küfür ya da isyan mı geliyor?

Bu yüzden dua okumayı, namaz kılmayı mı bıraktınız?

Televizyonda veya sokakta gördüğünüz bir erkekle sanki cinsel ilişki kuruyor gibi bir hisse kapılıp,hemen abdest alıp tövbe mi ediyorsunuz?

Veya karşı cinse baktığınızda hemen onun cinsel organı mı aklınıza geliyor ve birden utanıp, başınızı mı çeviriyorsunuz?

"Allah nasıldır? İnsanlar nasıl yaratılıyor? Evrenin sınırları nerde? İnsan ölünce nereye gidecek? Neden varız?" gibi sorular sürekli zihninizi mi kurcalıyor?

"Acaba çocuğuma zarar verir miyim? Eşime, çocuğuma bıçakla saldırır, boğazını sıkar mıyım?"

Otomobil plakalarını, levhalarını mı okuyor; düşündüğünüz ya da gördüğünüz sayıları mı sürekli tekrarlıyorsunuz?

Belli davranışları yapmadığınız takdirde ailenizden birinin öleceğine veya başına bir felaket geleceğinden mi korkuyorsunuz?

Sürekli aynı kaldırımdan, aynı çizgiden mi gidiyorsunuz?

Dışarıda giydiğiniz bir elbiseyi bir daha giyemiyor musunuz?

Başkasının oturduğu yerde oturamıyor musunuz?

Kedinin- köpeğin geçtiği yerden yürüyemiyor musunuz?

"Aklımı kaçırır mıyım?"diye sürekli kaygı mı yaşıyorsunuz?

Eviniz kirlenir diye misafir kabul edemiyor musunuz? Ettiyseniz , onlar gittikten sonra her şeyi yıkıyor musunuz?

Eşya ve para mı biriktiriyorsunuz? Eskileri atmıyor musunuz?

Perdelerinizi, küllüklerinizi, her eşyanızı simetrik ve düzenli mi olsun istiyorsunuz? Düzen bozulunca kızıyor musunuz?

Gardırobunuzda sıra sıra çamaşırlar gömlekler varken: onları giyemiyor ve sıralarının, düzenlerinin bozulmasını istemiyor musunuz?

Aile fertleri yada misafirleriniz dışardan, geldiğinde önce onları banyoya koyup yıkıyor ve temiz çamaşırlar mı giydiriyorsunuz?

Kapıda çıkıp tekrar geri geliyor ve bu davranış,5-10-20 veya daha fazla tekrarlıyor musunuz?

Yakınlarınıza aynı soruyu yüzlerce kere mi soruyorsunuz?

Yukarda sırladığımız tutum ve davranışlar çevremizde bazı insanlarda görülebilen özeliklerdir.

Psikiyatri dilinde bunlara: saplantılar-takıntılar-zorlantılar (obsesif-kompulsif bozukluk) denmektedir.

Kişinin hasta olarak kabul edilebilmesi için bu saplantı ve zorlantıların onun iş, aile, sosyal, kültürel yaşamını ciddi bir şekilde bozması gerekir.

Bu hastalar birçok davranışının saçma olduğunu bilir fakat düşünmekten ve yapmaktan kendilerini alıkoyamazlar. Uğraşları nedeniyle ciddi zaman kaybına üretim kaybına uğrarlar. Çevreleriyle ciddi kavgalar çatışmalar olur.

Obsesif-kompulsif bozukluklu insan çevresini kendisine uydurmak ister. Örneğin evde birisi misafir kabul etmeye kalksa kavga çıkarır ve çoğunlukla galip çıkar.

Tuvalete soyunarak girip çıkan birisi, aile fertlerini buna zorlar ve yaptırır. Dışarıdan alınan şeyler kendi istediği tarzda yıkanmayınca sorun çıkarırlar. Zamanla bu insanlar evi ve çevreyi kendi saplantı, takıntıları ve zorlantıları doğrultusunda yönetirler.

Ev halkının veya çevrenin buna dayanması çok zordur; direncin, sabrı kırıldığı yerlerde kavga başlar.

Bu insanlarımız doktora gitme konusunda çok istekli olmazlar; çevrenin baskısıyla doktora giderler, fakat bir çoğu tedaviyi yarıda bırakır. Bunun için çevrenin hasta psikiyatrist arasında çok iyi bir köprü olması gerekir. Ayrıca hastanın hastalık özellikleri doğrultusunda davranmaları gerekir.

Nedir obsesyon?(saplantılar-takıntılar)

İrade dışı gelen, şahsı tedirgin eden, sıkıntı ve stres oluşturan, irade ve bilinçle uzaklaştırılamayan, kovulmayan yineleyici düşüncelerdir.

Nedir kompulsiyon? (zorlantılar)

Çoğunlukla obsesif düşünceleri kovmak veya bu düşüncelerin oluşturduğu sıkıntıları azaltmak için yapılan ve istenmeden yinelenen hareketlerdir.

Kompulsiyonlar obsesyonlardan dolayı çekilen sıkıntıyı azaltmaya yönelik davranışlardır. Kompulsiyonlar amaçladıkları şeyle aralarında mantıksal bağlantıları yoktur, abartılıdırlar.

Örneğin: "elerim kirli oldu" diye sürekli elini yıkayan kişi 1-2 kalıp sabun tüketip, deterjanlarla devam ediyor ve ellerini yıkamadan dolayı tahriş etmişse burada amaçlanan temizliği aşan bir olaydır.

Obsesif-kompulsif bozukluklu insanlar, hastalıkları nedeniyle çoğunlukla evlerinden, iş yerlerinden çıkmak istemezler. Zamanla depresyona da girerler.

Bu hastalık yaklaşık 50 kişiden birinde görülmektedir.

Hastalığın nedeni

Biyolojik, psikososyal etkenler sözkonusudur. Değişik psikolojik teoriler ortaya atılmıştır. Çocukluğunda aşırı baskı ve disiplin altında yetiştirilen çocukların; ayıp, yasakla, günahla büyütülen çocukların bu hastalığa yatkın oldukları söylenmektedir. Diğer yanda bu insanların akrabalarında da benzeri sorunların olması, genetik geçişi de düşünmektedir.

Tedavi

Bu hastalık uzun süreli, sabırlı bir tedavi gerekmektedir.

Düzelme dönemlerinde tekrarlar olabilmektedir.

Tedavide depresyon giderici ilaçlardan, bu hastalığı düzeltebilen ilaçlar kullanılmaktadır. Çoğunlukla yüksek doza ihtiyaç duyulur.


EN SIK GÖRÜLEN SAPLANTIVE TAKINTILARIMIZ

1)      Bulaşma takıntısı:

En sık görülendir. Bunu yıkama,yıkanma izler. Temizleme ya da bulaşık olan nesnede yıkanarak sürekli su ile olma davranışı izler. Bulaşma takıntısında korkulan nesneler, çoğu zaman kaçınılması zor nesnelerdir(dışkı, idrar,toz, mikrop gibi); yıkanmakla hastaların elleri yara olur. Mikrop kapmaktan korktuğu için evden dışarı çıkmaz.

Takıntılı kişiler bu korktukları durumdan kurtulmak için sürekli hazır ol durumda beklerler, huzursuz ve gergindirler. Bu kişilerde bulaşma, utanç, iğrenme, tiksinme duyguları da sıkça görülür.

2)      kuşku takıntısı:

Bu takıntılı durumu, kontrol etme davranışı izler.bu takıntı çoğu zaman tehlikeli bir duruma işaret eder. (ocağı açık unutma ya da kapıyı kilitlemeyi unutma gibi) örnek olarak yaşanan kuşkudan ötürü,ocağı kontrol etmek amacıyla defalarca eve geri dönmek zorunda kalınabilir. Bu tür kişiler her zaman bir şey unuttuklarından ya da yaptıkları bir şeyden ötürü  suçluluk duyarlar.

3)Zihnimizde atamadığınız,zihnimize yerleşen takıntılı düşünceler:

Bu takıntılı düşünceler, genellikle cinsel yada  saldırgan bir eylemle ilgilidir. Ve sürekli bu yönde kişiye rahatsız eder; kişi bu düşüncelerden ötürü kendi kendisine kızmaktadır.

4) simetri yada kesin olma takıntısı saplantısı:

Bu saplantıyı yavaşlama davranışı izler. Bu tür saplantıları olan kişilerin yemek yemeleri, traş olmaları saatler alır. Bu tür saplantısı olan kişilerde biriktirme, istifçilik de sık görülür.

Bu yukarda saydığımız saplantıları olan kişiler; bu davranışı ortaya koymakta, bunlar yaşamakta çok az direnç gösterirler. Örneğin:

Temizlik için harcadıkları zamandan ötürü işlerinde olmalarına karşın, temizlik davranışının ahlaki açıdan doğru olduğu konusunda ısrar edebilir.

Takıntılar, Saplantılar Ne Zaman Hastalık Durumu Şeklini Alır?

Takıntısı, saplantıları olan kişiler bunu eylemsel, davranışsal şekilde ortaya koyduğunda psikopatolojik süreç halinde yaşanmaya başlamıştır.

Kişide ayrıntılı davranışlar, kalıplaşmış yineleyici davranışlar, başkaların yanında yapılırsa görmezlikten gelinmez. Ayrıca kişiler bu takıntılı ve saplantılı düşüncelerini açıkladıklarında bunların çoğunun mantık dışı olduğu görülür. Bu tip takıntıları ve saplantıları olan kişiler de bunun akla mantığa uygun olmadığını bilirler.

Takıntılı ve saplantılı kişiler temiz giyimlidirler, ağır başlı, resmi bir tavır içinde, ciddi bir şekilde otururlar...  El-kol hareketleri ve yüz ifadeleri pek az şey ifade etmektedir. Hareket ve davranışlarında dikkatlidirler.

  Konuşmaları uzun ve kapsamlıdır. Hiç konuşmaları bitmeyecekmiş gibidir. En basit konuşmaları bile ileri derecede entellektüel terimlerle doludur. Olguların doğruluğuna ve eksik kalmamasına çok dikkat ederler. Sonsuz ayrıntıları ile aktarırlar. Kendilerine doğrudan soru sorulduğunda kızgın ve öfkeli tavır sergileyebilirler. Anlattıkları hep yarım kaldı düşüncesinden dolayı, ek bilgi vermek için geri dönüp, bir şeyler söyleme ihtiyacı içindedirler.

Takıntılar ve saplantıların hastalık olarak değerlendirmesi, şu tablo ile açıklanabilir:

* takıntı ve saplantıların kişinin yaşamını olumsuz bir biçimde etkilemeye başlaması

·        Gündelik işlerini yapmasına engel olması,

·        Sürekli tekrarlanması ve bu tekrarlana  düşünce ve davranışların kişide sıkıntı yaratması.

 

Tedavi mutlaka psikiyatrist denetiminde olmalıdır. Hasta yakınları hastaya anlayışlı yaklaşmalı, onu suçlamamalı. Bilinmelidir ki hastalık davranışları kişinin iradesi dışında olmaktadır.

İlaç tedavisiyle beraber psikoterapi uygulanmaktadır.

 
 
depam.com
 
depam-rehacom
 
 Kadın Rug Sağlığı
 
Güle Güle Depresyon

Sunar Birsöz
Günün Sözü

Dr. Nihat Kaya'nın Diğer Makaleleri

sonbahar

Diğer Sitelerimiz

Panik-Atak Hakkında Her Şey

Depresyon Hakkında Her Şey

 RehaCom Hakkında Her Şey

Panik Bozukluk Hakkında Her Şey