İntihar Eylemcilerinin Psiko-Sosyal Dinamikleri Print E-mail
GİRİŞ:

12 EYLÜL 1980 öncesi terör ve şiddet, PKK’nin 1984 de Şiddeti bir propaganda aracı olarak kullanmasıyla farklı bir versiyonla tekrar sahneye çıktı. Abdullah Öcalan’ın yakalanmasından sonra kendini yakan, intihar saldırısında bulunanlar toplumu dehşete düşürdü.

Belki de ilk defa intihar saldırilarını ve saldırganlarını analiz etmeye düşünmeye başladık. Nasıl oluyorda bir insan kendini yakabiliyor ? Nasıl oluyorda bombaları bağlayıp pimini kendi eliyle çekiyordu? Filistinlilerin başlatığı “İntifada”  haraketiyle de bütün dünya  “canlı bomba”  gerçeğiyle tanıştı.

11 EYLÜL 2001‘de ABD’de İkiz Kulelere yapılan “intihar dalışları” herkesi dehşete , paniğe sevk etti. ABD’nin Afganistan ve Irak işgalinden sonra ise intihar saldırıları tırmanmaya başladı. En son İstanbul da iki Sinegoga yapılan intihar  saldırıları terörün ve vahşetin korkunç yüzünü tekrar evlerimize taşıdı...

Düşünmeye ve sormaya başladık, “Bu insanlar kimlerdir?, nasıl bir  kişilik ve psikoloji içinde hareket ediyorlar?

“Ne adına, niçin  böyle davranıyorlar?”

“İnsanı hayata bağlayan ve ölümün zıddı olan yaşama dürtüsü nasıl ölüme mağlup oluyordu?”

“ Hangi inanç ve güç bu insanları gözü kapalı ölüme götürüyordu.?”

İNTİHAR SALDIRILARININ NEDENLERİ

Önce şunu belirtelimki; İntihar saldırıları  insanlık suçudur, zülümdür, vahşettir. Hiçbir gerekçe bu eylemleri meşru kılamaz. İntihar saldırılarına gerekçe gösterilen yada zemin hazırlayan nedenleri de görmeye çalışmamız gerekiyor. Tarihin her devrinde bu tarz eylemler olmuştur. Bundan sonrada olacaktır. Bize düşen bu eylemlerin sayısını minumuma indirmektir. Tamamen yok olması imkansız görünüyor. Çünkü; insanlararası, toplumlararası ciddi eşitsizlikler, adaletsizlikler hep
vardı ve var olacaktır...

İntihar Saldırılarının nedenleri ve hedefleri:

Bu  eylemi planlayanlar, toplumları sarsmak, panik, korku dalgası yaratmak isterler. Sarsıcı, şok edici eylemlerle  gündemin  başına otururlar. Örgüt adlarını, amaçlarını bu vesileyle  duyururlar. Ne kadar davalarına inandıklarını, gözlerinin çok kara  oldukları mesajını verirler.

İstedikleri yapılmadığı takdirde , “benzeri eylemleri bekleyin” şüphesini, kaygısını  yaşatırlar. Sivil halk üzerinde   korku-panik yaratarak, sivil toplum örgütlerinin hükümetler üzerinde baskı  kurmasını  hedeflerler.

Sarsıcı, büyük yankı uyandırcı bu eylemleriyle ne kadar güçlü olduklarını ; hem uyarı yaptıklarına hem de kendi mensuplarına kanıtlamış olurlar. Örgüt üyeleri için birer model oluşturmuş olurlar. “Başarılarıyla” narsistik  bir haz alıp, şiddetle beslenen benliklerini doyurmuş olurlar. Kendilerine karşı olan topluluklara, ülkelere gözdağı vermiş olurlar. Diğer  yandan bu eylemlere  zemin hazırlayan faktörleride masaya yatırmak gerekiyor:

Dikkat edilirse; dini, mezhebi,etnik ,kültürel hakları baskı altında olan yada ülkeleri işgal edilen veya azılı diktatörlerin yönetimlerine karşı savaşan insanlar intihar saldırılarını gerçekleştiriyor.

Türkiye’deki Kürt Sorunu, Ortadoğuda Filistin odaklı Arap İsrail çelişkisi, ABD’nin yayılmacı, sömürgeci zihniyeti, gelişmiş ülkelerin, yoksullara yeterince destek olmayışları ve emperyalist zihniyet, maalesef,

sosyo-ekonomik ve kültürel seviyesi düşük kesimleri şiddete sevk ediyor. Kendilerini ifade edemeyen, engellenen, “başkası olmaya” zorlanan, hakları verilmeyen insanlar ve toplumlar her zaman şiddete eğilim gösterirler.  

Kültürel, sosyal- ekonomik  yoksunluklar  terörün yeşermesi için münbit  alanlardır...

İNTİHAR EYLEMCİLERİNİN  PSİKO-SOSYAL DİNAMİKLERİ

  • Eylemcilerin  çoğunluğu gençlerden oluşmaktadır.
  • Çoğunluğu ülkelerin dar gelirli, yoksul kesimindendir.
  • Bir çoğu kalabalık nufuslu ailelerden çıkmaktadır.
  • Ülkelerin  “Zenci” kesimlerinden gelmektedir.
  • Bu  gençlerin çoğunluğu telkine yatkın, kişilikleri yeterince gelişmemiştir.
  • Örgüt  teorisyenlerinin  ,liderlerinin  gözüne girmek için her şeyi yaparlar.
  • Örgütün  kararlarına uymakla, “ölümsüzleşeceklerine” inandırılırlar.
  • Zayıf, güvensiz kişilikleri, örgütün, “dava” nın “ güçlü” kişiliğiyle  “hayat” bulur.
  • Yaşadığı kişilik bunalımı ya da geçirdiği ruhsal bir sorundan dolayı intihar etmeyi düşünen biride “cihad” lara katılarak; öldürerek ve ölerek bu intihar dürtüsünü gerçekleştirmiş olur. Dini değerleri yada başka değerleri intihar etmesine engelse, kişi “haklı bir dava” uğrunda ölmeyi yol olarak seçer. Örneğin, Çeçenistana, Afganistana, Iraka gidebilir. PKK ya katılabilir... Bu gençlerin çocuklukları genelde problemlidir. Bir çoğunda sevgi açlığı vardır.

Bir çoğu   özellikle baba dayağı ve şiddet görmüştür. Aşağılanmış ve hakarete uğramışlardır.

 
 
depam.com
 
depam-rehacom
Sonbahar ve Kış Depresyonları ve Panikatakları Doğal Yöntemlerle Tedavi

Uzm. Psk. İzzet Kan Makaleleri

Dr. Nihat Kaya Makaleleri