Sayın Dr. Nihat KAYA'nın yazmış olduğu "Sorularla Panik Atak" adlı kitabın 2. baskısı basılıp dağıtımı yapılmıştır.
KİTABIMIZIN GENİŞLETİLMİŞ İKİNCİ BASKISI SEÇKİN KİTABEVLERİNDE SATIŞA SUNULMUŞTUR.
Kitabı DEPAM'dan edinebileceğiniz gibi, buraya tıklayarak ulaşacağınız dağıtımcı kitabevlerinden de bulabilirsiniz.

                     PSİKİYATRİK HASTA VE YAKINLARININ BİLMESİ GEREKENLER                    

Her türlü sorunuz için bizi arayın!
212 - 635 47 94 | 212 - 521 31 68 | 532 - 216 89 66 | 532 - 451 30 17 | 542 - 591 57 44
Adres:
Oğuzhan Cad. Oğuzhan İş Merkezi Kat:2 Daire:4 FINDIKZADE - İSTANBUL
 
Dr. Nihat Kaya Kitapları
depam rehacom
Moda ve Aşk İntiharları PDF Print E-mail
Makaleler (Dr. Nihat Kaya)

Tarihin belirli dönemlerinde herhangi türden bir olay, ör­neğin bir TV dizisi, film, roman ya da ünlü bir insanın dav­ranışı ile intihar olayları arasında bağlantı kurulmuş ve gerçekten intihar içerikli dizilerin veya insanları etkileye­bilecek kişilerin bu yöndeki davranışlarının intihar sayı­sını arttırdığı görülmüş.

Örneğin 1987 yılında TV'de gösterilen "Saat Sabahın Do­kuzu" dizisinden sonra intihar edenlerin sayısında belirgin artış olmuştu. Dizinin yayına başlamasından sonra dizideki gibi damdan atlayarak intihar eden ya da intihar teşebbü­sünde bulunan kişi sayısı bir ay içerisinde 18'e ulaşmış, bun­lardan on tanesi hayatını yitirmiş 8 tanesi kurtarılmıştı.

Federal Almanya'da da 1981-1982 yıllarında gösterilen "Bir Öğrencinin Ölümü" adlı, konusu intihar olan dizi, inti­har oranlarını iki buçuk kat arttırmış ve çoğunluğu da dizi­deki gibi kendisini tren altına atarak intihar etmiş.

Yine Goethe'nin romanı "Genç Wertherin Acıları" böyle bir intihar salgınını başlatmıştı. İki yüzyıl arasında, genel olarak Akılcılığa karşı Romantik tepki biçimlenirken, Go­ethe, kısmen otobiyografik olan bu romanında, kahraman Wertheri dönemin coşku ve tutkuları ile donatmıştı. Wert­her sonunda karşılıksız aşk nedeniyle intihar eder, ama bu aşk, çok katlı uyumsuzluğun ve mutsuzluğun bardağını taşı­ran damla gibidir. Roman son derece başarılı olur. Ve Avru­pa'da çeşitli insanlar Werther'i izleyerek intihar eder.

Ardından başkalarını intihara sürükleyen bir başka "kahraman"da sinemanın ilk yıllarının ünlü yakışıklı ak­törü İtalyan asıllı Rudolf Vallentino'dur. Vallentino roman kahramanı değildir, ama insanlar onu da bir sanatın, bu se­fer sinemanın sayesinde tanıyıp sevmişlerdir. Ve tabii Val­lentino için intihar edenlerin çoğunun kadın olması da dik­kat çekiciydi...

Bu tür ünlü kişilerin intihar etmesi veya intihar içerikli dizi ve romanların yayınlanmasından sonra intihar olgula­rının artış göstermesini nasıl izah edeceğiz?

Bugün yaygın olan ve kabul edilen görüş: Böyle bir du­rumda olayın gücünden çok, ortamın böyle bir şeye hazır ol­duğu ve var olan intihar düşüncelerinin hızlandığı ve yapı­lış şeklinin model olarak alınışı yönündedir.

İnsana neler neler yaptıran aşk, intiharın da belli başlı nedenleri arasında yer alır. Örneğin duygusal nedenlere da­yalı intiharların Türkiye'de istatistiklerde yükseliş göste­ren bir oranı var. (1985'te en yüksek noktaya; %7,4'e erişi­yor.)

Aşk için intiharda, sanat mı önde gidiyor, yoksa hayat mı? Buna karar vermek güç. Kimi zaman gerçek hayata geçmiş ünlü aşk intiharları sanata da konu olur. Bunlar ba­zen aşkla başka türden olayların, örneğin politik çatışmanın iç içe geçtiği örneklerdir: Antonius ile Kleopetra'nın inti­harı gibi. Avustralyalı Arşidük Rudolf ile metresi Maria Vetsera'nın Mayerling'de intiharları, gene aşkla politik en­trikayı birleştirir. Ve bu, duygusal özellikleriyle sanata da geçmiştir.

Bizim tarihimizin ünlü bir örneği, Fikriye Hanımın Ata­türk için kendini vurmasıdır. İlişkilerinin yeni şartlarda yürüyemeyeceğini anlayan Fikriye Hanım, kendisini taban­cayla vurur. Atatürk'ün manevî kızlarından biri de, Oxford da okurken, tatil için Türkiye'ye geldiği trende bilinmeyen bir nedenle intihar eder. Atatürk için intihar edenler yal­nızca kadınlar olmadı. Yaveri Mahmut Soydan, ayrıca Sadi Borak da onun ölümünden sonra intihar ettiler.

Karşılıksız Sevda veya karşılıklı sevdalıların aile en­gellemesi ile intihar olayları arasında da belirgin bir artış dikkati çekiyor. Doç Dr. Durmuş Tekin'in Nisan 1981 ta­rihli Anadolu Tıp Dergisi'nde yayınlanan "İntihar Giri­şimlerinde Sosyo-ekonomik Nedenler Üzerine Bir Araştırma" yazısında 1974 yılı içerisinde Eskişehir'de in­tihar girişiminde bulunan 214 kişiden 169'u üzerinde yapı­lan çalışma neticesinde, "Karşılıksız Sevdalanma" sonucu %14 (24 kişi) bekâr insanın ve %1,8 (3) evli kişinin intihar girişiminde bulunduğu dikkati çekmiş.

Aile engellemesi nedeniyle biraraya gelemeyen karşılıklı sevdalıların da bu durumu protesto için intihar girişiminde bulundukları görülüyor. Bilhassa bizim toplumumuz da ata­erkil yapının olması ve ebeveynlerin çocukları adına karar­lar almaları gençlerde ruhsal yapının bozulmasına neden olmaktadır. Bastırılan duygular çoğu kere gencin aileye veya topluma isyanını gündeme getirmekte ve bazen de problemini ifade edemeyen veya ifade ettiği halde yeterli yardım göremeyen, hatta tepkiyle karşılaşan genç, ilgisiz­liği, sevgisizliği ve yalnızlığını intihar girişimi yoluyla dile getirmektedir.
 
 

Uzm. Psk. İzzet Kan Makaleleri

Dr. Nihat Kaya Makaleleri